Türkiye Yüzey Şekilleri ve Özellikleri

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 20:27

 

 

Türkiye’de Yüzey Şekilleri

 

Türkiey Yüzey Şekillerinin Özellikleri

1.)Ülkemiz Alp – Himalaya kıvrımlı dağlar kuşağı üzerindedir.

Anadolu, kuzeyde Karadeniz ve güneyde Akdeniz arasında Batıya doğru ilerleyerek Balkan Yarımadası’nın bir kısmı olan Trakya’ya yaklaşır. Ülkemizin bu iki kısmı arasından Marmara Denizi ile boğazlar vardır. Bunlardan Marmara Denizi, bazı kısımlarında derin olmakla beraber, küçüktür. Boğazlar ise ancak birer büyük vadi genişliğindedir ve ortalama derinlikleri 50-60 metredir. Boğazlar ne yurdumuzun iki kısmını, ne de iki kıtayı birbirinden ayırabilecek kesin birer sınır sayılmazlar. Görülüyor ki yüzey şekilleri bakımından ülkemiz Ön Asya ile Avrupa arasında ancak Boğazlar ve Marmara Bölgesi’nde zayıf bir şekilde kesintiye uğrayan bir köprü durumundadır.

 

Her iki kıtanın dağları İşte bu köprü üzerinden birbirine bağlanmakta, Asya’dan Batıya doğru ilerleyen genç kıvrımlı dağlar kuşağı bu köprü boyunca güney Avrupa’ya doğru uzanmaktadır. Fakat bu genç kıvrımlı dağlar kuşağının tamamı topraklarımız üzerinde değildir. Gerçekte Ülkemiz bu kuşağının yakın bir jeoloji devrinde yer yer kırılarak kubbeleşmek suretiyle yükselmiş bir kısmıdır. Buna karşılık aynı hareketler neticesinde yer kabuğunun bir kısmı çökerek kuzey ve güneydeki denizler bugünkü şekillerini almıştır.

 

2.) Türkiye yüksek bir ülkedir;

Ülkemize ait bir fiziki haritaya bakıldığı zaman dikkati çeken özelliklerden biri de, çok yüksek bir ülke  olmasıdır. Türkiye’nin ortalama yüksekliği 1100 metreyi geçer. Yeryüzündeki ortalama yüksekliği bu kadar veya daha fazla olan ülkelerin sayısı azdır.

 

Türkiye yüzölçümümün % 55 kadarı, yani yarıdan fazlası 1000 metreden yüksektir. Anadolu’yu ele alırsak bu oran yüzde 60’a yaklaşır. Gerçekte Anadolu, Trakya topraklarımıza göre çok daha yüksektir ortalama yükseltisi 1200 metre yaklaşır. Yüksek ülke özelliği aslında Anadolu’ya aittir.

 

3.) Yüksek bir ülke olmasına rağmen Türkiye’de düzlükler en geniş yeri kaplamaktadır.

 

Türkiye gibi yüksek bir üldede en geniş yeri dağların kaplaması gerekliliği akla gelebilir. Oysa Türkiye’de ovalar ve platolar halindeki yüksek düzlüklerin kapladığı alan, dağların kapladığı alan ben çok daha fazladır. Mesela, büyük bir yer tutan İç Anadolu, ya platolardan veya ovalardan meydana gelir. Doğu Anadolu’da ise seç plato ve ovalar en geniş yer kaplar. Bunlardan Erzurum Ovası 1900 metre, başkale Ovası 2300 metre, Kars Ardahan platoları 2000 metre, yukarı Murat platoları ise 1500-2000 metre arasındadır. Bunlardan başka küçük ölçekli haritalarda biraz dağ olarak gözüken sahaların üzerinde çoğunlukla yüksek düzlükler uzanır. Bunlar çok defa  halkımızın Yayla olarak isimlendirdiği yerlerdir.

 

Türkiye’nin bir özelliği, yani yüksek bir ülke olduğu halde ova ve plato düzlüklerinin  en geniş yeri kaplaması  ilk bakışta yadırganır ve açıklanması gereken bir problem meydana getirir. İşte bu problemin cevabı ancak ova ve platoları nasıl meydana geldiğini açıklayarak verebiliriz.

 

Geniş alanlar kaplayan bu bu düzlükler incelenirse, bunların bir kısmının alüvyonların veya lavların birikmesiyle meydana geldiği, fakat en büyük kısmının aşırı düzlükleri yani Peneleplenler veya Peneplen oldukları sonucuna varılır. Bu gibi aşınım düzlükleri meydana geldikleri zaman deniz seviyesine pek yakın yükseltilerek inmiş bulunurlar. Oysa bunlar bugün bazen çok büyük yükseltilere çıkmış bulunmaktadırlar. Bu gerçek karşısında şu sonuca varılır; Türkiye’de geniş alanlar, çok dağlık yerlerde dahil olmak üzere, önce aşınım ile düzleştirilmiş ve deniz seviyesi yakınlarına kadar indirilmiş, sonradan bu düzlükler iç kuvvetlerin etkisi altında muhtelif yükseltilere çıkmışlardır. O halde Türkiye’nin yüzey şekilleri bakımından bugünkü manzarası, alp kıvrımlarından ziyade, çok daha yakın bir jeolojik dönemde, Dördüncü Zaman başlarında meydana gelen ve bütün bölgelerimizi ilgilendiren bu toptan yer hareketlerinin sonucudur.

 

4.) Dağ sıraları ülkemizde daha çok Kuzey ve Güney kenarları boyunca uzanır.

Ülkemizdeki dağ sıraları kuzey ve Güney kenarlarında daha yüksek daha belirgindir. Bunlar ülkemizin iç kesimlerini kenarlardan ve denizden ayıran birer set gibidirler. Bunun sonucu olarak da dağların kıyılara paralel olduğu  kuzey ve güney bölgelerimizde deniz etkilerinin içerilere doğru sokulması çok zorlaşır. Böylece iç kısımlar daha az yağışlı, kışın daha soğuk, bitki örtüsü bakımından farklı ve daha fakirdir.

 

Buna karşılık Batı Anadolu’da dağların denize dik bir şekilde uzanır, bu sebepten burada Deniz etkisi içerilere doğru daha fazla sokulabilir ve kıyı kısımlarından iç kısımlara geçiş daha yavaş olur.

 

Bu paralel dağlar iki yerde birbirine yaklaşırlar ve düğüm noktası meydana getirirler bunlar Tunceli düğümü ve İç Batı Anadolu düğümüdür.

 

5.) Ülkemizin yükseltisi batıdan doğuya doğru artar.

Ülkemizde iki doğrultuda önemli yükselti farkı görülür. Bunlardan birincisi kuzey – güney doğrultusu dur. Kuzey ve Güney kıyılarımızdan içerilere geçilirken önce dağlık bir alana çıkılır ve sonra tekrar alçalarak iç kısımlardaki düzlüklere inilir.

 

Yine genel bir kural olarak batıdan doğuya gidildikçe yükselti basamak basamak artar. Bu yükselti farkı, Batı, Orta ve Doğu bölgelerimizin arasında fiziki ve beşeri coğrafya bakımından görülen büyük ayrılıkların başlıca sebebidir.

 

6.) Ülkemizde alüvyonlu alçak ovalar azdır.

Deniz seviyesi ile 250 metre arasında kalan alçak sahalar, Türkiye yüzölçümünün ancak %10 kadarına eşit ve çok az yer kaplar. Fakat bunların hepsi de coğrafya bakımından değildir. Önemli bir kısmı, kuzey ve güneyde denize dik bir şekilde İnen sıra dağların yamaçlarıdır. Bu sebeple alçak alüvyonlu ovaların oranı yüzde  10 dan  çok daha azdır. Bunların başlıcaları önemli akarsularımızın meydana getirdikleri Deltalardır. Seyhan, Ceyhan, Kızılırmak, Yeşilırmak deltaları gibi. Dağlar arasında uzanan çukur Ege ovalarının tabanları da akarsuların sürüklediği alüvyonlarla dolarak kara haline gelmiş eski körfezler dir.

 

 

 

Etiketler:, , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir