Toros Dağlarının Özellikleri

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 20:35

 

Toros Dağlarının Özellikleri

 

Yurdumuzu kuzeyden çevreleyen dağlık alana karşılık, Anadolu’nun güney kenarlarıda boylu boyunca aşılması güç ve yüksek dağ sıraları kaplar. IÇok belirli yaylar çizerek uzanan bu dağların hepsine birden «Toros Dağları» verilmektedir.[ Asıl Toros Dağları İç Anadolu’yu bir yay halinde çevreleyen ve Akdeniz’den ayıran dağlara verilen isimdir. Bunlar dar anlamdaki Toroslardır. Burada Toros  Dağları diye sözü edilen dağlar geniş anlamdaki Toroslar, yani bütün Anadolu’yu güneyden çeviren dağ sıralarıdır.]. İç Anadolu ile Akdeniz kıyıları ve Doğu Anadolu ile doğu Anadolu da bir set gibi yükselen bu dağlar coğrafya  bakımından üç büyük kısma ayrılır: Toroslar, Orta Toroslar ve Güneydoğu Toroslardır.

 

Antalya körfezini batıdanan ve doğudan çeviren sıradağlara Batı Toroslar  adı verilir. Bu kısımda Toroslar daha ziyade dar, fakat uzun dağ sraları ile bunların arasında kalmış olan büyüklü  küçüklü çukurlar  halindedir. Bu dağlar  Antalya körfesinin  batısında Teke çıkıntısında birkaç sıra halinde denize doğru uzanır.. Burada en yük noktaya Beydağları (3069 m) erişir. Dağ sıralarının arasında ovalar, kapalı havzalar yerleşmiştir. En göze çarpan Korkuteli – Elmalı çukurluğu ile Kestel ovasıdır. Antalyayı iç kısımlara bağlayan yegâne şose burada dağların arasındaki Çubuk boğazından (875 m) geçer. Antalya körfezinin doğusunda kalan batı Torosların en yüksek kısmı Geyik dağı (2 900 m) dır. Kuzeybatıya doğru ilerleyen bu kıyı sıralarına paralel olarak uzanan, fakat daha içeride bulunan Sultan dağları da batı Toroslardan sayılır. Üzerinde geniş plato düzlükleri bulunan bu dağlar, kesintisiz bir duvar halinde Afyon yakınlarına kadar uzanırlar.

 

Batı Torosların Antalya körfezinin doğu ve batı kıyılarına paralel olan kolları körfezin kuzeyinde, dar bir açı meydana getirerek birbirine kavuşur ve âdeta kesişler. Göller Yöresi adı verilen bu alanda muhtelif doğrultuda dağ kütleleri bunlar arasında büyüklü küçüklü birçok çukurluklar yer almıştır. Bu çukurlukların bir kısmını Burdur, Eğridir, Beyşehir gibi göller kaplar. Bir kısmı is Isparta, Tefenni ve Yalvaç havzaları gibi ovalar halindedir. İki doğrultun birbirine kavuştuğu dar açının içinde ise, denize doğru basamak basamak alçalan ve aksu batısında traverten taraçalarından meydana gelen Antaly düzlüğü yer almıştır. Göller yöresinin en yüksek yerleri, Eğridir’in kuzey batısındaki Barla dağı ile, Beyşehir ve Eğridir gölleri arasındaki dağlardır.

 

Batı Torosların özelliklerinden biri karst şekillerinin çok yaygın olmasıdır. Çünkü bu dağların büyük kısmı baştan başa kalker tabakalarından yapılmıştır. Kimyasal aşınım neticesinde bu kayaların kolayca erimeleri mağara, dolin, uvala ve polyeler gibi çeşitli karst şekillerini meydana getirmiştir. Uvala ve polye çukurlarının tabanları bazan tarım  yapılan ovalar, bazan göller, bazan da geçici su birikintileri ile kaplıdır. Bu gibi yüzey şekilleri Teke bölgesinde daha geniş ölçüdedir. Burada Kestel ve Elmalı çukurlukları bazı kısımları zaman zaman genişleyen sığ göllerle kaplı büyük birer polyedir. Bütün karst bölgelerinde olduğu gibi, Batı Toroslar da da birçok sular yer altında akarlar. Dolin ve polyelerin kenarında su yutan ve tıkanınca su basmalarına, geçici göllere sebep olan  düdenler, bir kuyuyu andıran obruklar vardır. Bu yeraltı suları kalker bakımından zengindir. Bu yüzden tekrar satha çıktıkları yerlerde bazan geniş traverten depoları  çökeltmişlerdir. Antalya travertenleri de, Toroslardan gelen bazı yeraltı sularının çökelttiği kalkerlerden meydana gelmiştir.

 

Toros sisteminin ikinci büyük bölümü Orta Toroslardır. Bu sıradağlar Taşeli plâtosunun doğusundan başlar ve İç Anadolu’yu güneyden, Akdeniz kıyılarından ve Çukurovadan ayırır. Batıdaki Taşeli çıkıntısı, hemen hemden yalnız kalkerlerden meydana gelen yüksek, çıplak ve taşlık bir plâtodur. Burada da polye, dolin, düden ve obruklar gibi karst topoğrafyasına ait çok çeşitli şekiller çok fazla gelişmiştir. Bazı kısımları 2 000 metreyi aşan bu çıplak plâto Göksu irmağının vâdisi ile derin bir şekilde yarılmıştır. Karaman’da Silifke’ye inen yol da aşılması güç olan bu bölgede, tabiatın gösterdiği  bu doğrultuyu izler (Karaman güneyinde Sertavul geçidi, 1 610 m). Daha doğu da yüksek plâtolar çok geniş yer kaplar. Bunların yükseklikleri 1 000 – 2500 metre arasında değişir. Sıradağların en yüksek yerleri olan Bolkar Dağları (Medetsiz tepesi, 3524 metre) ve Aladağlar (Demirkazık 3 756) da bu yüksek plâtolar üzerindeki kabartılar halindedir. Orta Torosların bu kesiminde kıyı ile iç kısımlar arasındaki başlıca geçit, bazı yerlerinde el ele veren beş kişinin bile kapatacağı kadar dar olan Külek boğaz (1 050 m) yoludur.

Büyük kısmı ile Bolkar dağlarını Aladağlardan ayıran Tekir çukurluğundan geçer. Yine bu bölgede dağları yaran Çakıt ve Zamantı vâdileri çok sarptır.

Bolkar dağı ve Aladağın yüksek kısımları bugünkü daimî karlar sınırını aşar. Kuzeye bakan gölgeli yamaçlarında daimî karlar, hattâ, Aladağlardabir iki küçük buzul da vardır. Dördüncü Zaman buzullaşmasına ait izler ise ila oldukca yaygındır. Diğer taraftan Orta Toroslar da daha çok kalkerlerden  olduğundan bunların üzerinde de sayısız karst şekilleri görülür. Orta Toroslar,, Yenice vâdisinin ötesinde, bazı kollara ayrılarak kuzey yadoğuya uzanır. Bu kollar güneyde Binboğa dağları, ortada Tahtalı dağlar ve de kuzeyde  Hınzır ve Tecer dağları adını taşır. Gerçekte bütün bu kollar, yüksek platolar üzerindeki sırtlar halindedir. Bu plâtoların en genişi ortalama 1800 –1 900 metre yükseklikteki Uzunyayladır. Fakat Orta Torosların bu doğu  kısmı, bir taraftan Kızılırmak havzasına yaklaştığı gibi, bir taraftan da Fırat’a doğru uzanır ve bu nehrin ötesinde Doğu Anadolu’nun orta kısmındaki sıralar  (Munzur ve Karasu – Aras dağları) ile uzanır.

 

Orta Torosların dış etekleri önünde, yer yer bazı kabartılarla kesilen bir çukurlaşma alanı uzanır. Bu alanda Çukurova adı altında tanınan Adana ve Ceyhan ovaları yer almıştır. Çukurovanın önemli bir kısmı yüzyıllar boyunca Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin getirip yığdıkları alüvyonlardan meydana gelmiştir.  Adana ovası bu delta üzerinden doğrudan doğruya denize açılır. Oysa Ceyhan ovası, Misis dağı adı verilen sırtlar ile denizden ayrılmıştır ve Adana ovasına bir boğaz ile birleşir. Bu durum, Ceyhan ovası ikliminin biraz daha şiddetli olmasına yol açar.

 

Torosların üçüncü ve en dışarda bulunan sırasını Güneydoğu Toroslar meydana getirir. Bunların Hatay’da Amanos dağları ile başladıkları kabul edilebilir  İskenderun körfezine ve ortasında sığ Amik gölünün yayıldığı Hatay çukurlarına  dik yamaçlarla inen bu dağlar güneybatıda deniz kenarından birden bire yükselerek kuzeydoğuya doğru uzanırlar. Üzerlerinde geniş platolar  vardır. En yüksek yerinde 2 500 metreye varan bu dağlar orta kısımlarda Belen geçidi ile aşılır. Amanoslar Maraş ovası kenarında kesintiye uğrarlar. Bundan başka başlayan asıl

 

Güneydoğu Toroslar, güneye doğru doğru geniş birbükey yay çizerek uzanırlar ve Şemdinli ötesinde Zagros dağına kavuşurlar. Bu dağların en alçak ve en dar oldukları yer Ergani civarına raslayan   orta kısımlarıdır. Diyarbakır demiryolu da buradaki bir gedikden faydalanarak dağlan aşar. Güneydoğu Torosların batı ve doğu kısımları hem daha yüksek, hem daha geniştir. Özellikle Hakkârinin doğusundaki Buzul (Cilo)   ağları Türkiye’nin en yüksek yerlerindendir. Üzerinde buzulların da görüldüğü bu dağlar bazı noktalarda 4 000 metreyi bulur ve aşar (Uludoruk tepesinde 4 135 m). Güneydoğu Torosların Hakkâri ve Bitlis dağları adı verilen doğu kesimi çok az geçit verir. Burada başlıca yol, Diyarbakır havzasını iç kısımlardaki Van havzasına bağlayan Bitlis gediğini izler.

 

 

 

 

.

 

 

.

 

Etiketler:, , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir