Hoca Ahmed Fakih Kimdir

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 19:45

 

HOCA AHMED FAKİH

”Anadolu’da yazılmış  ve günümüze ulaşan ilk Türkçe manzum eserin yazarıdır.”

Büyük Selçuklu Devleti’nin ünlüsultanıAlpArslan’ın Anadolu’da hüküm süren Bizans’ı, 1071 Malazgirt Zaferi’yle dize getirmesi, Anadolu Türklüğü’nün başlangıç noktasıydı. Kilit açılmış, Anadolu’ya yol görünmüştü. Türk akıncıları şehirler, kasabalar fethediyor, Anadolu’da yeni bir Türk Devletini hızla kurabilmek için çalışıyorlardı. Sonunda bu da oldu. Konya’da nüveleşen Anadolu Selçuklu Devleti, kısa süre içinde büyüdü, genişledi, güçlü, siyasî bir birlik oldu..

Orta Asya Horasan Türk bölgesi, Moğol akınlarının da etkisiyle Anadolu’ya akıyordu. Oğuz Boyları küme kü me Anadolu’ya geliyor, şehirler, kasabalar kuruyorlardı. Bunlarla birlikte dervişler, bilginler, şeyhler de kendi fikirlerini yaymak için Anadolu’da elverişli bir ortam bulmuşlardı. Bunlara “Horasan Erenleri” deniyor, gittikleri her yerde, halktan saygı ve sevgi görüyorlardı. Daha çok Anadolu Türkmenleri arasında dolaşan, onlarla görüşüp konuşan Horasan Erenleri, devletin dilinin Arapça, Farsça olmasına karşılık, Türkçe söylüyor, Türkçe yazıyorlardı. Bu devirde (Çarhnâme) adlı, Anadolu’da Türkçe ile ilk manzum eserini yazan Ahmed Fakih de Horasan’dan Anadolu‘ya gelen ve Konya’da yerleşen Horasan erenlerindendi.

 

Hoca Ahmed Fakih adıyla tanınan mutasavvıf, Türkçeci bu şairin doğum yılı kesin olarak bilinemiyor. Onüçünyüzyılın başlarında Konya’ya geldiği, ünlü bir hukukçu iken sonraları coşkun bir sofi olduğu söylenir. Şehir içinde şöhreti artınca, bakmış olacak gibi değil başını alıp dağlara çıkmış, yılarca kendini bilmez hâlde dlarda, orman larda yaşamış. Sonra bulup şehre getirmişler. Söylentilere göre Horasan illerinde, tanınmış bir velî, eline bir çam meşalesi alarak Anadolu’ya doğrufirlatmış:

-Diyâr-ı Rûm’da gerçek bir velî varsa bu ateşi tutsun? demiş.

O sırada Hoca Ahmed Fakih, Konya’da, kapisinin önün de abdest alıyormuş. Başını havaya kaldırdığı zaman bir de ne görsün, kuyruklu yıldız gibi bir ateş sağıp gelir. Elindeki su dolu ibriği hemen havaya kaldırarak ateşi su ile karşılamış, Horasan’daki veli’ye anlamlı bir cevap vermiş…

Bunun gibi, Ahmed Fakih hakkında bilgi veren yazılı kaynaklar, ne yazık ki, çeşitli efsanelerle dolu… Bu arada onun, Mevlânâ’nın babası Sultan’ül-Ulema ile Konya’da görüştüğü ve ondan “fıkıh” ilmini öğrendiği de söylenir. O günlerde Mevlânâ çok gençti, o da babasının derslerine devam ediyordu. Bir gün Ahmed Fakih, Konya’da dükkanin önündeki peykede otururken, Mevlânâ’nın caddeden geçmekte olduğunu görmüş, hemen ayağa kalkarak halka haykırmış!..

Yol veriniz! Ayaklı hazine geçiyor!.. Bu genç, geleceğin gönül meş’alesi olacak, kâinatı aydınlatacak. Onu saygilayınız..

Ahmed Fakih’in en büyük değeri, o güne değin Anadolu’da Türk diliyle hiçbir eser verilmemişken, bu alanda öncülüğü onun yapmasıdır. Belki ondan önce, Anadolu’da yazılmış Türkçe eserler vardır, fakat bugüne dek elimeze geçenler arasında ilk eser Ahmed Fakih’in yazdığı 83 be yitlik (Çarhnâme) olmuştur. Bu yönden, büyük önem taşımaktadır. Çarhname, dünyanın ve dünya zevklerinin geçici oluşundan bahseden, ibadet etmeyi ve alçak gönüllü olmayı öğütleyen tasavvufî bir risaledir. Söz gelimi,

Bilirmisin niçin geldin cihana,Seni kulluk için yarattı Sultan

Yavuz sanmaya kardaş kardaşını, Hakikattır bu sözüm bana inan

İşittinse sözüme kulak tut, Gidemegil sözümü kulağından

Nasihat tutar isen dinle sözüm ,Hünerin var ise gel işte meydan

 

Beyitleri eserin dili hakkında bir fikir vermekte, Yunus Emre’den 100 yıl önce 750 yıllık bir Türkçeyi bize getirmektedir. Ahmet Fakih’in  Çarhname adlı Türkçe eseri, zamanımızdan 750 yıl önce yazılmış ve Türk edebiyatının temel taşı sayılmaktadır.Çarhname’nin asıl metninin 100 beyit olduğunu araştırmacılar yazmaktadır.

 

Tanınmış mutasavvıf ve ilk Türkçeci şairlerimizden Ahmet  Fakih, 1221 yılında Konya’da ölmüş ve bugünkü türbesine gömülmüştür. Türbesi üzerindeki taş bir kitabede, ölüm tarihi ile 750 yıl önce yazılmış şu sözler okunmaktadır.(Bu mezarda, pek ulu, pek büyük, gerçeği arayan ve bulan üstün insan… Ahmed Fakih yatmaktadır…)

 

Ahmed Fakih’in açtığı Türkçecilik çığırı kısa bir süre sonra, meyvalarını vermeye başlamış, Türk diline karşı duyulan sıcak ilgi, gittikçe çemberini genişletmiştir. Ahmed Fa kih’ten sonra yetişen Yunus Emre, bir şiirinde:

 

Sultan Seyyid Necmeddin

Fakih Ahmed Kutbeddin

Mevlana Celaleddin

Ol kutbu cihan kanı

 

Diyerek, Ahmed Fakih’i, çağında da aramış, bu büyük ilim  kutbunun özlemini çekmiştir. (Mehmet Önder’den Alıntıdır)

 

Etiketler:, , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir