Kişilik Nedir, Karakter Nasıl Oluşur

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 08:04

 

 

 

Kişilik Nedir

 

Ruh bilimcilere göre kişilik, bireyin kendine özgü ve ayrıcı davranışlarının bütünü olarak tanımlanır .

 

Genel olarak ruh bilimciler değişik sözcükler kullansalar bile yukarıda verilen tanımlamayı benimserler.

 

Kişilik sözcüğü günlük konuşmalarda sık sık geçer. Birinden söz ederken çoğu zaman kişilik sahibi, güvenilir kişi, kişiliği zayıf, kişiliği silik, kişiliksiz gibi deyimler kullanılır tanımlamalar yaparız.

 

Yine günlük konuşmalara kulak verildiğinde kişilik sözcüğünün genellikle mizaç, huy, karakter gibi sözcüklerle eş anlamda kullanıldığı görülür. Kişilik konusunda önemli kavram karışıklıkların rastlanmaktadır.

 

Bugüne dek yapılan tanımlarda kişilik; bir insanı başkalarından ayıran bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinin bütünü olarak değerlendirilmiştir. Bir başka deyişle kişilik kavramından bir insanı nesnel ve öznel yanlarıyla diğerlerinden farklı kılan, duygu, düşünce, tutum ve davranış özelliklerinin tümü anlaşılır.

 

Huy,Karakter, Kişilik

 

Mizaç ya da huy günlük yaşantı içinde kişiye özgü oldukça sınırlı, belirli duygusal tepkilerin nitelik ve nicelik bakımından değişmesidir. Çabuk kızmak, Sıkılmak, öfkelenmek neşelenmek, hareketli ya da hareketsiz olmak gibi bireylere göre değişen mizaç özellikleri ya da huydur.

 

 

Atasözlerimiz arasında bulunan ”Huy can’ın altındadır, Huylu huyundan vazgeçmez ” gibi deyişler  huyun kişilikle sıkı bağlantısı olduğunu açık seçik göstermektedir. Kısaca insanın duygulanım ve coşkularının bütünü olarak tanımlayabileceğimiz huy da mizaç kişiliğin ancak bir yanını ya da bir bölgesine oluşturmaktadır.

karakterli , karaktersiz

Genel olarak kişilikle eş anlamda en çok kullanılan sözcük karakterdir. Karakter kişiye özgü davranışların bütünü olup, insanın bedensel, duygusal ve zihinsel etkinliğine çevresinin verdiği değerdir.Bireyin karakteri kişisel özelliklerle için de  yaşanılan çevrenin  değer yargılarından oluşur. Başka bir deyişle karakterde kişilikle içinde yaşanılan çevrenin değer yargıları birlikte yorumlanır.

 

 

Böyle bir yorum karekteri ”benlik” kavramına yaklaştırır ancak kişilik ve benlik kavramları ile karakter arasındaki en önemli fark, karakterin insanın içinde yaşadığı çevrenin toplumsal değerlerinden ve ahlak kurallarından oluşması ve değerlendirilmesinin de bunlara göre yapılmasıdır.

 

Bu kurallar çocukluktan beri benimsense de,  uyum sağlamak amacıyla İnsanın kendisini zorlamasıyla yerine getirilse de kişi dışarıdan karakterli olarak değerlendirilir. Örneğin bir toplumda büyüklerin karşısında sigara içmemek ya da ayak ayak üstüne atmamak geçerli bir terbiye ve ahlak kuralı ise kişi daha yaşlardan başlayarak bunları çözümler benimser  kişiliğinin bir niteliği durumuna getirir ya da çevre ile çalışmaktan çekinerek benimsemediği  bu kurallara uymak için sürekli olarak kendisine baskı yapar. Böylece içinde yaşadığı çevrede geçerli değer yargılarına göre karakterli insan görünümünü verir.

Genel olarak toplumda karakterden,iyi- güzel, doğru -olumlu davranış biçimi anlaşılır. Bu anlamda karakter ve karakterli olmak, iyiyi, güzeli, doğruyu yapmak, başkalarını sevmek, özveride bulunmak demektir. İyi huylu, güzel ahlaklı, doğru sözlü, elseven insan karakterlidir, kötü huylu ,yalancı, bencil insan da karaktersizdir.

 

Ruhbilim açısından karakterin iyi -kötüi Güzel- Çirkin, doğru -hatalı, olumlu -olumsuz, yanlarının bulunduğu kabul edilebilir. Bu açıdan bakıldığında Allport’a  göre karakter insanın içinde yaşadığı çevrede geçerli olan değer yargılarını ve ahlak kurallarını kullanış biçimidir.

 

Ünlü Fransız yazarı Bruyere Karaktere Dair adlı yaptın da karakteri, ”insanın içinde yaşadığı çevrede geçerli olan ahlak kuralları karşısında ortaya çıkan ruhsal portresi” olarak tanımlamıştır.

 

Karakter, aile, okul, çevre içinde çocukluk çağından itibaren gelişmeye biçimlenmeye başlar. Karekterin gelişmesi ve biçimlenmesine ilişkin değişik ruhbilim ve toplumbilim öğretileri bulunmasına karşın, bunların hepsi karekterin oluşmasıyla üst benliğin ve vicdanın oluşması arasında sıkı bir bağlantı olduğunu vurgulamışlardır.

 

Çocuklukta başlayan özümleme, benimseme ve özdeşleşme süreçleri sonunda oluşan vicdanın niteliği ve niceliği aynı zamanda karekterin de nitelik ve niceliğini saptar. Çocukluk dönemindeki yetersizlikler, çatışmalar, karmaşalar olumsuz çevre koşulları ile birlikte ”karakteropat”, ”sosyopat ”, ”psikopat ” denilen kişilik yapılarının ortaya çıkmasına neden olur. Bu kişiler bütün yaşamları boyu kendi iç dünyaları ve çevreleriyle sürtüşme ve çatışma içinde olduklarından daima toplumun değer yargılarına ve ahlak kurallarına ters düşen davranışlar yaparlar.

Kaynak:Prof.Dr.Özcan Köknel ( Kaygıdan Mutluluğa Kişilik)

 

 

 

Etiketler:, , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir